Bir Sokağın Hatırladıkları

Eski mahallelerde yürürken evlerin yalnızca insanları barındırmadığını, onların seslerini de sakladığını düşünürüm. Bir pencerenin önündeki saksı, yıllardır aynı köşede duran sandalye ya da kapı eşiğindeki aşınma, orada sürmüş hayatın sessiz işaretleridir.
Bir zamanlar sokak, evlerin uzantısıydı. Çocuklar kapı önünde oynar, komşular pencereden birbirine seslenir, akşam yemeğinin kokusu bütün mahalleye yayılırdı. Kimin hastası, kimin misafiri olduğu sorulmadan bilinirdi. Mahremiyet daha az, dayanışma belki daha fazlaydı.
Birlikte yaşamanın küçük kuralları
Elbette geçmişi kusursuz bir tablo gibi anlatmak doğru olmaz. Yakınlık bazen müdahaleyi, dayanışma bazen mecburiyeti de beraberinde getirirdi. Yine de insanları birbirine bağlayan görünmez bir sorumluluk vardı: kapısı çalınmayan komşunun hâlini merak etmek.
Bugün aynı apartmanda yaşayanların birbirinin adını bilmediği oluyor. Şehir büyüdükçe yollar kısalmadı; aksine insanlar arasındaki mesafe arttı. Teknoloji bize uzaktakine ulaşma imkânı verirken, yan dairedeki sessizliği fark etmek zorlaştı.
Bir mahalleyi mahalle yapan, binaların yakınlığı değil insanların birbirine ayırdığı yerdir.
Belki eski sokaklardan alınacak ders, geçmişe dönmek değil. Yeni hayatın içinde selam vermeye, bir kapıyı tutmaya, ihtiyaç anında yanında olmaya yeniden yer açmak. Büyük toplumsal bağlar çoğu zaman böyle küçük hareketlerle kuruluyor.
- şehir
- komşuluk
- mahalle kültürü